<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[BağLar İlköğretim Okulu Forumuna Hoşgeldiniz... - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/</link>
		<description><![CDATA[BağLar İlköğretim Okulu Forumuna Hoşgeldiniz... - http://baglarforumu.ba.funpic.org]]></description>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 16:52:12 +0100</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Web tabanlı online oyunlar(Resimli anlatım)]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=28</link>
			<pubDate>Fri, 06 Mar 2009 14:31:20 +0100</pubDate>
			<dc:creator>mystic80</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=28</guid>
			<description><![CDATA[Bildiğimiz gibi internet üzerinden indirilmeden oynanan oyunlarda bildiklerimi buraya dökücem<br />
<br />
1)DragonFable<br />
[\img&#93;http://img216.imageshack.us/my.php?image=dragonfable.png[\img&#93;<br />
Resimdeki gibi yerden başlayıp mause ile hareket edip lvl kasmaktır<br />
Oynamak İsteyenler: <font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!<br />
2)Battleon<br />
Resim upload edince eklicem<br />
<br />
<br />
Resimde herşeyi açıkladımı sanıyorum<br />
3)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bildiğimiz gibi internet üzerinden indirilmeden oynanan oyunlarda bildiklerimi buraya dökücem<br />
<br />
1)DragonFable<br />
[\img]http://img216.imageshack.us/my.php?image=dragonfable.png[\img]<br />
Resimdeki gibi yerden başlayıp mause ile hareket edip lvl kasmaktır<br />
Oynamak İsteyenler: <font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!<br />
2)Battleon<br />
Resim upload edince eklicem<br />
<br />
<br />
Resimde herşeyi açıkladımı sanıyorum<br />
3)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sitenize yeni banner...]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=27</link>
			<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 10:20:45 +0100</pubDate>
			<dc:creator>muhaslord</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=27</guid>
			<description><![CDATA[Sitenize yeni banner tasarımı yaptım abiniz olarak <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Buyrun bakın...<br />
<br />
<font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitenize yeni banner tasarımı yaptım abiniz olarak <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Buyrun bakın...<br />
<br />
<font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CİNAYET Mİ? İNTİHAR MI?]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=26</link>
			<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 13:30:03 +0100</pubDate>
			<dc:creator>BekO</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=26</guid>
			<description><![CDATA[Bir gün polisler bir ihbar üzerine bir evi basmışlar.İçeri girdiklerinde dehşete düşmüşler. Tavana asılı bir kadın cesedi varmış ve içerisi inanılmaz dercede kötü kokuyormuş. Kokunun nedeni hem ceset hemde rutubetmiş.Asılı kadının yanında yada altında çıkabileceği hiç bir şey yokmuş.Yerdeki halıda biraz nem warmış.Polisler dublex evin bahçesine girmişler.Durdukları yerden kadının asılı olduğu yere güneşin tam tepeden vurduğunu görmüşler.Herkes cinayet olduğu savındaymış.Çünkü intihar olsaydı kadının üstüne çıkabileceği bir yükseklik olurdu... ve kadının odasındaki günlüğünü bulmuşlar.Günlükte " Kocamla tartıştık, beni dövdü.Beni başka kadınlarla aldatıyor.Bundan eminim.Bu aralar eve hem çok geç hemde sarhoş geliyor. Bana bir şey yapmasından korkuyorum. Yazıyordu...<br />
<br />
<br />
Cinayet amiri olayı araştırmış ve kısa süre once kadın kocası ile tartışmış ve ayrıldıklarını öğrenmiş.Cinayet amiri hariç herkes bu olaya cinayet diye bakıyormuş. Ama amir bu olayın intihar olduğunu söylemiş.<br />
<br />
<br />
<br />
Şimdi soru şoyle sizce bu olay cinayet mi yoksa cinayet amirinin söylediği gibi intihar mı ? İntiharsa amir bunu nasıl kanıtlamıştır ?<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/dodgy.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Dodgy" title="Dodgy" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir gün polisler bir ihbar üzerine bir evi basmışlar.İçeri girdiklerinde dehşete düşmüşler. Tavana asılı bir kadın cesedi varmış ve içerisi inanılmaz dercede kötü kokuyormuş. Kokunun nedeni hem ceset hemde rutubetmiş.Asılı kadının yanında yada altında çıkabileceği hiç bir şey yokmuş.Yerdeki halıda biraz nem warmış.Polisler dublex evin bahçesine girmişler.Durdukları yerden kadının asılı olduğu yere güneşin tam tepeden vurduğunu görmüşler.Herkes cinayet olduğu savındaymış.Çünkü intihar olsaydı kadının üstüne çıkabileceği bir yükseklik olurdu... ve kadının odasındaki günlüğünü bulmuşlar.Günlükte " Kocamla tartıştık, beni dövdü.Beni başka kadınlarla aldatıyor.Bundan eminim.Bu aralar eve hem çok geç hemde sarhoş geliyor. Bana bir şey yapmasından korkuyorum. Yazıyordu...<br />
<br />
<br />
Cinayet amiri olayı araştırmış ve kısa süre once kadın kocası ile tartışmış ve ayrıldıklarını öğrenmiş.Cinayet amiri hariç herkes bu olaya cinayet diye bakıyormuş. Ama amir bu olayın intihar olduğunu söylemiş.<br />
<br />
<br />
<br />
Şimdi soru şoyle sizce bu olay cinayet mi yoksa cinayet amirinin söylediği gibi intihar mı ? İntiharsa amir bunu nasıl kanıtlamıştır ?<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/dodgy.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Dodgy" title="Dodgy" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İLGİNÇ?]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=25</link>
			<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 13:21:32 +0100</pubDate>
			<dc:creator>BekO</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=25</guid>
			<description><![CDATA[EINSTEIN BUNU SON YÜZYILDA SORMUS VE İDDİA ETMİŞ Kİ; TURK İNSANLARININ %98 İ BUNU ÇÖZEMEZ.<br />
<br />
<br />
Turkler "kahve" bulunmadan once "kahverengi" rengine ne derlerdi ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[EINSTEIN BUNU SON YÜZYILDA SORMUS VE İDDİA ETMİŞ Kİ; TURK İNSANLARININ %98 İ BUNU ÇÖZEMEZ.<br />
<br />
<br />
Turkler "kahve" bulunmadan once "kahverengi" rengine ne derlerdi ?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bir erkek kıza çıkma teklifi ediyor kızın cevabı ne?]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=24</link>
			<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 13:13:09 +0100</pubDate>
			<dc:creator>BekO</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=24</guid>
			<description><![CDATA[bir erkek hoşlandığı bir kıza mektup arayıcılığyla çok hoşlandığını ve cıkmak istediğini yazmış kız bu mekyuba bir formül yoluyla cevp vermiş.<br />
<br />
[c=ı+&#93;=k (t-ı )+ g=ı(m)<br />
<br />
v+a<br />
<br />
r=12+4=16<br />
<br />
16 = t<br />
t=e<br />
e=s + 16<br />
<br />
s= 6.5<br />
s=6.5 - s16 =10.5<br />
e= 1o-k=k(ü11+r)+(e+d=r+i)m=?<br />
<br />
sizce kızın cevabı ne ?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bir erkek hoşlandığı bir kıza mektup arayıcılığyla çok hoşlandığını ve cıkmak istediğini yazmış kız bu mekyuba bir formül yoluyla cevp vermiş.<br />
<br />
[c=ı+]=k (t-ı )+ g=ı(m)<br />
<br />
v+a<br />
<br />
r=12+4=16<br />
<br />
16 = t<br />
t=e<br />
e=s + 16<br />
<br />
s= 6.5<br />
s=6.5 - s16 =10.5<br />
e= 1o-k=k(ü11+r)+(e+d=r+i)m=?<br />
<br />
sizce kızın cevabı ne ?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[340 yıldır çözülemeyen matematik problemi]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=23</link>
			<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 13:04:34 +0100</pubDate>
			<dc:creator>BekO</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=23</guid>
			<description><![CDATA[Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat'ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere!<br />
<br />
Teorem şöyle: n 2'den büyük olmak üzere<br />
*n**n**n****<br />
A + B =C çözümü olmadığını ispatlayın.<br />
Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır.<br />
<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/huh.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Huh" title="Huh" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mesleği Avukatlık olan Fermat, arada bir matematikle de ilgilenirdi. Ama ne ilgilenmek. Aşağıdaki teorem, onun eseri. 1665 yılında 64 yaşında ölen Fermat'ın aşağıdaki teoremi, hâlâ ispatlanamadı. Bu problem üzerinde yıllarca çalışan ünlü alman matematikçi Wolfskehl, 1908 yılında öldüğünde, vasiyet olarak 100bin mark bıraktı. Hem de bu problemi yüzyıl içinde çözecek ilk kişiye verilmek üzere!<br />
<br />
Teorem şöyle: n 2'den büyük olmak üzere<br />
*n**n**n****<br />
A + B =C çözümü olmadığını ispatlayın.<br />
Fermat bu teoremi yazarken kullandığı kağıdın altında çok az yer kaldığı için cevabı yazamadığını, halbuki çok güzel bir ispatı olduğunu yazmıştır.<br />
<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/huh.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Huh" title="Huh" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tüm oyun hilelerini bulurum yeterki yazın]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=22</link>
			<pubDate>Tue, 04 Nov 2008 13:10:04 +0100</pubDate>
			<dc:creator>mystic80</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=22</guid>
			<description><![CDATA[Turhan arkadaşımız teker teker yazmış ama konu kirliliği olmasın diye düşündüm ve istekte bulunun bizde yazalım<br />
<br />
Capitalism 2 hile pc için:<br />
Oyun esnasında [Shift&#93;+6789 yazın ve bir mesaj gelecek. Hile kodu aktif edildi.<br />
<br />
Oyun esnasında [Alt&#93;+C kombinasyonu ile 10.000.000 extra para kazanabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Turhan arkadaşımız teker teker yazmış ama konu kirliliği olmasın diye düşündüm ve istekte bulunun bizde yazalım<br />
<br />
Capitalism 2 hile pc için:<br />
Oyun esnasında [Shift]+6789 yazın ve bir mesaj gelecek. Hile kodu aktif edildi.<br />
<br />
Oyun esnasında [Alt]+C kombinasyonu ile 10.000.000 extra para kazanabilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Galatasaray-Kuruluşu]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=21</link>
			<pubDate>Tue, 04 Nov 2008 12:48:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator>mystic80</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=21</guid>
			<description><![CDATA[Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.<br />
<br />
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.<br />
<br />
Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.<br />
<br />
1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.<br />
Bu bi alıntıdor boş görünce dayanamadım<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır.<br />
<br />
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.<br />
<br />
Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür.<br />
<br />
1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.<br />
Bu bi alıntıdor boş görünce dayanamadım<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KISACA FENERBAHÇE]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=20</link>
			<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 16:02:33 +0100</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=20</guid>
			<description><![CDATA[Kadıköy ve Fenerbahçesi; <br />
İstanbul’un Kadıköy yakası; Allah’ın, yeryüzünü yaratırken kesinlikle ayrıcalıklı davrandığı bir eşsiz yöre... Tarihlerin henüz 1900 yılına ulaşmadığı İstanbul’da, Kalamış’ıyla <br />
<br />
<br />
Fenerbahçe’siyle, Caddebostan’ı Suadiye’si Moda’sı ile adeta bir rüya beldesi... Göz alabildiğine bomboş arsalarla yemyeşil çayırlara sahip bu yörede, doğanın insanları spor yapmak için sanki teşvik ettiği yıllar... <br />
<br />
Ve de, İstanbul’un silüeti deniz üzerinde uzaklardan perde perde yansıyıp dalgalanırken, Fenerbahçe Burnu’nda yanıp sönerek yol gösteren bir fener Türk sporuna önderlik edeceği bir kulübe sembol olmanın da gururu içinde, Adalar’a, Marmara’ya, daha da ötesi uzak yıllara doğru aynı şevkle ışık saçacağı günlerin özlemi ile çakıp durmaya başlamıştı sanki... Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçesi’nin bağrından çıkaracağı takımını önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri... <br />
<br />
Kuşdili Çayırında İlk Futbol Oyunu;<br />
İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere’de oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet tarihler 1890’lı yıllara ulaştığında, Moda’da oturan İngiliz’ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy’ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı. Seyri çok keyifli bu oyunun, çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek tabii idi ve hatta da kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda süren monarşi rejimi nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ve hatta mevcut cemiyetlere dahi üye olmanın yasak olmasından dolayı, Kadıköy Çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi. Yine de, hemen her akşamüstü bilhassa Kuşdili Çayırında yapılan bu futbol maçları ya da antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşamüstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış’tan, Moda’dan, Kuyubaşı’ndan, ve hatta Haydarpaşa civarlarından gelecek öbek öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi. Kadıköy halkının ekserisi ikindi sularında ayaklanır, günlerden Cuma ve Pazar değilse yani Kurbağalıdere’nin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan’ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa Kuşdili Çayırı’na doğru yola koyulurlardı. Yok, eğer günlerden Cuma ya da Pazar ise de, Moda’ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu Papazın Çayırı’na doğru yola koyulurlardı (*1). Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy boy çocuklarla hanım nineler ve de orta yaşlı hatunlar, Arap bacılar, ahretlikler, kahvede pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasılı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı. Oynanan bu futbollardan örnek alan bazı gençler, Kadıköy’ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbab sayılırdı. Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900’lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda’da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy’lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu. <br />
<br />
Kadıköy Football Association ; <br />
1890’lı yıllarda İstanbul Moda’da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda’nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir’de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile (*2). Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul’a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870’li yıllarda Osmanlı’nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu. <br />
<br />
Moda’da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul’da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir’de “Football Club Smyrne”nin kurulması ile birlikte İstanbul - İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu (*3). İzmir’de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul’a yerleştiğinde, Kadıköy’de İngilizlerin futbol-rugby karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Football Association adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul’a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy’ün çayırlarında sürdürüyor, ve her akşamüstü (ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz) o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı. Bu müsabakalar halkın öylesine ilgisini çekmişti ki “Football Association” takımı, iki yıl içerisinde “İzmir Karması” ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti. <br />
<br />
“BLACK STOCKING FC” Kuruluyor ; <br />
Ne var ki, Sultan 2. Abdülhamid’in padişahlığının sürdüğü o dönemde, mevcut monarşi rejiminin korunması amacıyla Türk gençlerinin dernek kurmaları yasaktı. Bu durum ise, yabancı ve azınlıkların top koşturdukları kendi topraklarında futbol oynamanın imkan ve zevkinden mahrum olan ve onların aralarına karışarak oynamak istedikleri bu cazip oyunu ancak gıpta ile seyretmekle yetinen Kadıköylü Müslüman Türk gençleri arasında, sadece üzüntü değil aynı zamanda tabii ki öfke ve hırs da uyandırıyordu. İşte her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili’nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar, ve 1899 yılında da, devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) ‘nü kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu. <br />
<br />
1899; Fenerbahçe’nin Gerçek Kuruluş Yılı <br />
Burada dikkati çeken en önemli nokta; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı. Dolayısıyla FENERBAHÇE KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmişti. Görülen odur ki; Black Stocking F.C. ya da Kadıköy Futbol Kulübü isimleri, amaç karşısında birer araçtırlar (*4). Ayrıca İstanbul’da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de; Moda Futbol Kulübü (1896), Cadi-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımlarının İngiliz uyruklular tarafından, Elpis (1900) takımının Rumlar tarafından, Black Stocking (1899), Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin ise Osmanlı uyruklular tarafından kurulmuş oldukları da zaten görülmektedir.(*5)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kadıköy ve Fenerbahçesi; <br />
İstanbul’un Kadıköy yakası; Allah’ın, yeryüzünü yaratırken kesinlikle ayrıcalıklı davrandığı bir eşsiz yöre... Tarihlerin henüz 1900 yılına ulaşmadığı İstanbul’da, Kalamış’ıyla <br />
<br />
<br />
Fenerbahçe’siyle, Caddebostan’ı Suadiye’si Moda’sı ile adeta bir rüya beldesi... Göz alabildiğine bomboş arsalarla yemyeşil çayırlara sahip bu yörede, doğanın insanları spor yapmak için sanki teşvik ettiği yıllar... <br />
<br />
Ve de, İstanbul’un silüeti deniz üzerinde uzaklardan perde perde yansıyıp dalgalanırken, Fenerbahçe Burnu’nda yanıp sönerek yol gösteren bir fener Türk sporuna önderlik edeceği bir kulübe sembol olmanın da gururu içinde, Adalar’a, Marmara’ya, daha da ötesi uzak yıllara doğru aynı şevkle ışık saçacağı günlerin özlemi ile çakıp durmaya başlamıştı sanki... Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçesi’nin bağrından çıkaracağı takımını önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri... <br />
<br />
Kuşdili Çayırında İlk Futbol Oyunu;<br />
İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere’de oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet tarihler 1890’lı yıllara ulaştığında, Moda’da oturan İngiliz’ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy’ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı. Seyri çok keyifli bu oyunun, çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek tabii idi ve hatta da kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda süren monarşi rejimi nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ve hatta mevcut cemiyetlere dahi üye olmanın yasak olmasından dolayı, Kadıköy Çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi. Yine de, hemen her akşamüstü bilhassa Kuşdili Çayırında yapılan bu futbol maçları ya da antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşamüstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış’tan, Moda’dan, Kuyubaşı’ndan, ve hatta Haydarpaşa civarlarından gelecek öbek öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi. Kadıköy halkının ekserisi ikindi sularında ayaklanır, günlerden Cuma ve Pazar değilse yani Kurbağalıdere’nin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan’ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa Kuşdili Çayırı’na doğru yola koyulurlardı. Yok, eğer günlerden Cuma ya da Pazar ise de, Moda’ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu Papazın Çayırı’na doğru yola koyulurlardı (*1). Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy boy çocuklarla hanım nineler ve de orta yaşlı hatunlar, Arap bacılar, ahretlikler, kahvede pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasılı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı. Oynanan bu futbollardan örnek alan bazı gençler, Kadıköy’ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbab sayılırdı. Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900’lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda’da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy’lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu. <br />
<br />
Kadıköy Football Association ; <br />
1890’lı yıllarda İstanbul Moda’da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda’nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir’de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile (*2). Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul’a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870’li yıllarda Osmanlı’nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu. <br />
<br />
Moda’da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul’da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir’de “Football Club Smyrne”nin kurulması ile birlikte İstanbul - İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu (*3). İzmir’de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul’a yerleştiğinde, Kadıköy’de İngilizlerin futbol-rugby karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Football Association adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul’a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy’ün çayırlarında sürdürüyor, ve her akşamüstü (ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz) o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı. Bu müsabakalar halkın öylesine ilgisini çekmişti ki “Football Association” takımı, iki yıl içerisinde “İzmir Karması” ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti. <br />
<br />
“BLACK STOCKING FC” Kuruluyor ; <br />
Ne var ki, Sultan 2. Abdülhamid’in padişahlığının sürdüğü o dönemde, mevcut monarşi rejiminin korunması amacıyla Türk gençlerinin dernek kurmaları yasaktı. Bu durum ise, yabancı ve azınlıkların top koşturdukları kendi topraklarında futbol oynamanın imkan ve zevkinden mahrum olan ve onların aralarına karışarak oynamak istedikleri bu cazip oyunu ancak gıpta ile seyretmekle yetinen Kadıköylü Müslüman Türk gençleri arasında, sadece üzüntü değil aynı zamanda tabii ki öfke ve hırs da uyandırıyordu. İşte her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili’nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar, ve 1899 yılında da, devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) ‘nü kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu. <br />
<br />
1899; Fenerbahçe’nin Gerçek Kuruluş Yılı <br />
Burada dikkati çeken en önemli nokta; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı. Dolayısıyla FENERBAHÇE KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmişti. Görülen odur ki; Black Stocking F.C. ya da Kadıköy Futbol Kulübü isimleri, amaç karşısında birer araçtırlar (*4). Ayrıca İstanbul’da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de; Moda Futbol Kulübü (1896), Cadi-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımlarının İngiliz uyruklular tarafından, Elpis (1900) takımının Rumlar tarafından, Black Stocking (1899), Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin ise Osmanlı uyruklular tarafından kurulmuş oldukları da zaten görülmektedir.(*5)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BJK]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=19</link>
			<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 15:40:55 +0100</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=19</guid>
			<description><![CDATA[<b>TARİHÇE<br />
 1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı. <br />
1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi. <br />
<br />
Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi. <br />
 <br />
<b></font>RENKLERİ VE İLK ROZETİ<br />
Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili bir çok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerimizin her zaman siyah-beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur: <br />
<br />
Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz...<br />
Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1906” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. Rozetin arka yüzünde “Konstantinopolis”te yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Onursal Başkanımız Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir.</font></b>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<b>TARİHÇE<br />
 1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde, o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, 22 kişilik genç grup, haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydı. Başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Beyler’in aralarında bulunduğu gençlerin ilk ilgilendikleri spor branşları, özellikle barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastikti. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı. Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı. <br />
1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri, kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Beyler de iyi birer eskrimciydi. <br />
<br />
Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu. Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince, yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi. <br />
 <br />
<b></font>RENKLERİ VE İLK ROZETİ<br />
Yıllardır Beşiktaş’ın ilk renklerinin kırmızı-beyaz olduğu, Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinin ardından siyah-beyaz olarak değiştirildiği söylenir. Beşiktaş tarihi ile ilgili bir çok kaynak böyle yazmaktadır. Ancak 100. yıl belgeselinin hazırlanması sırasında yapılan ayrıntılı araştırmalarda, kırmızı rengin kullanılmadığı, renklerimizin her zaman siyah-beyaz olduğu yönündeki belgeler ağırlık göstermiştir. Beşiktaş 100. Yıl Belgeseli yapımcısı Tuğrul Yenidoğan, yaptığı araştırmalar sonucunda bu tartışmalara noktayı koymuştur: <br />
<br />
Osman Paşa Konağı’nda başlangıçta ferdi sporlar yapıldığından herhangi bir forma rengine gereksinim duyulmadı. Ancak sporcuların sayısı her geçen gün yeni katılımlarla artmaya devam edince, eğitimini Fransız mektebinde tamamlamış Mehmet Şamil Bey kurucular heyetini topladı. Okul günlerinde kullandığı, okulunun renklerini taşıyan rozeti yakasından çıkardı ve gösterdi: “Bizler de tıpkı bu rozet gibi bir rozet yaptırmalı ve Kulübümüz’de spora devam eden her azayı bu rozeti taşımaya mecbur tutmalıyız” dedi. Toplantıya katılanlar Mehmet Şamil Bey’in teklifini heyecanla kabul ettiler. Toplantının sonunda rozette yer alacak kulüp renkleri de kararlaştırıldı. Tabiatın bütünüyle birbirine zıt iki ana rengi kulüp renkleri olarak seçildi: Siyah ve Beyaz...<br />
Beşiktaş’ın ilk rozetinin yapıldığı tarih, Fransız mektebindeki rozetlerden esinlenerek miladi yıl olarak “1906” yazıldı. Üstte Arap harfleriyle “Beşiktaş” yazarken, sağda “J”, solda “K” harfleri yer aldı. Rozetin arka yüzünde “Konstantinopolis”te yapıldığı yazılıdır ve iç tarafında rozeti yapan ustanın mührü yer almaktadır. Rozetteki armada yer alan yıldızın 6 köşeli olduğu dikkat çekmektedir. 2. Meşrutiyet’e kadar (1908) bu 6 köşeli yıldız kullanılmıştır. Bu rozet, İskender Yakak tarafından Onursal Başkanımız Süleyman Seba’ya hediye edilmiştir.</font></b>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tomb Raider: The Last Revelation]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=18</link>
			<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 15:35:49 +0100</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=18</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba,<br />
     Hepinize mutlu ve bol neşeli günler dileyerek yazıma geçiyorum...<br />
<br />
TOMB RAIDER TARİHİ...<br />
<br />
     Şimdi size bir soru, Tomb Raider ismini duymayan var mı? Herhalde yoktur... Çünkü Tomb Raider adlı oyunun yaklaşık üç sene önce piyasaya çıkan ilk versiyonu, oyuncuların oldukça dikkatini çekmişti. Bunun en önemli sebeplerinden biri, şüphesiz başroldeki kahramanın gayet çekici bir kız olmasıydı.(Lara Croft) Bir de bu kişi bir insanın yapabildiği zıplama, tutunma, sürünme, yüzme gibi hareketleri yapabilince oyunun tutulmaması için hiç bir engel kalmamıştı. İlk versiyonunun büyük bir başarı elde etmesinin ardından ilk versiyona benzeyen fakat farklı mekanlarda geçen iki tane daha versiyon piyasaya sürüldü. Bu arada Tomb Raider ve Lara Croft da sanal bir üne kavuştu. Ve nihayet oyun severler uzun zamandır bekledikleri Tomb Raider 4 (The Last Revalation) oyununa 1999' un son günlerinde kavuştular.<br />
<br />
YETER ARTIK...<br />
<br />
     Merak etmeye başladım, acaba bu serüven ne zaman biter diye. Sanırım Eidos, bu serinin yüzlerce versiyonunu çıkarmaktan bile çekinmez. Ne de olsa oyun piyasanın bir numaralı Arcade adventure oyunu olmuş, neden arkasını kessinler ki? Tabii ki haklılar, ama...<br />
<br />
OYUNA GELİNCE...<br />
<br />
     Oyunumuzu biraz daha yakından inceleyelim. Oyunda eski versiyona nazaran pek de radikal değişikliklere rastlamak mümkün değil maalesef. Pek çok şey aynı kalmış. Lara yine eski Lara. Hatta saç biçimi bile aynı. Yeni çıkan bu versiyonda, Lara'nın yapabildiği hareketler arasına yerde sürünme de eklenmiş. Bir de oyun biraz daha korku öğesini ön plana çıkarıyor. Karanlık ve sessiz ortamlar, duvarlardaki ürkütücü kabartmalar vb. sizi hep tetikte olmaya zorluyor. Aynı filmlerdeki gibi oldukça heyecanlı ve ilgi çekici bir konuyla yüz yüzesiniz. Özellikle konu Mısır olunca gerilimin dozu biraz daha yüksek oluyor. Ayrıca, kız gerçeğe biraz daha yaklaştırılmış. Yakında monitörden çıkıp odamıza girecek herhalde...<br />
<br />
     Serinin daha önceki oyunlarında eğitim kısmı hep Lara'nın evinde geçmekteyken, The Last Revelation'da Lara'nın 16 yaşına geri dönüyoruz ve patronu Werner Von Croy ile birlikte Kamboçya'da ufak bir eğitim görevine katılıyoruz. Bu görevde, özellikle Tomb Raider ile yeni tanışanlar için, iyi bir temel eğitim alıyoruz. Bu bölümlerde yaptığınız veya yapamadığınız şeyler oyunun kalan 43 bölümünü etkilemiyor, ancak elbette buraları ölmeden geçmelisiniz. Oyunun diğer versiyonlardan en büyük farkı; çıkılan maceranın Mısır Piramitleri'nde geçiyor olması. Karşınıza yine pek çok düşman çıkacak. Bunların büyük bir çoğunluğu ölümsüzlük özelliği bulunan iskeletlerden oluşmakta. İskeletlerden kurtulmanın en kolay yolu Shotgun'la onları yere düşürüp, hemen oradan kaçıp gitmek. Ya da daha güçlü silahlar kullanmak. Fakat ne kadar güçlü silahlar kullanırsanız kullanın iskeletlerin ölümsüzlük özelliği bulunduğu için dört-beş saniye sonra diriliyorlar.<br />
<br />
     Oyunda seviye geçebilmek için oluşturulmuş bulmacalar, oyunu fazla zorlamıyor ama özellikle bazı geniş ve karanlık mekanlarda ne yapacağınızı bilemeden sağa sola koşturup durabilirsiniz. Bu da sizi oyundan fazlasıyla soğutuyor. Geriye iki seçenek kalıyor bunlardan biri hile ile bölüm geçmek, biri de oyunu yarım saatliğine kapatıp sakinleşmeniz. Bu arada Lara'nın kullandığı silahlar arasına yeni tüfekler ve roketatarlar da eklenmiş. Bu silahlarla Lara tam bir ölüm makinasına dönüşüyor. Ama rakipleri de küçümsememek gerekir tabii ki. Onlarda da en az sizinki kadar mükemmel silahlar bulunduğunu sakın unutmayın. Bunu aklınızın bir köşesine yazsanız iyi olur. Ayrıca oyunun bazı bölümlerinde motorsiklet'ten tutun jip'e kadar değişik taşıtlar da kullanabiliyorsunuz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba,<br />
     Hepinize mutlu ve bol neşeli günler dileyerek yazıma geçiyorum...<br />
<br />
TOMB RAIDER TARİHİ...<br />
<br />
     Şimdi size bir soru, Tomb Raider ismini duymayan var mı? Herhalde yoktur... Çünkü Tomb Raider adlı oyunun yaklaşık üç sene önce piyasaya çıkan ilk versiyonu, oyuncuların oldukça dikkatini çekmişti. Bunun en önemli sebeplerinden biri, şüphesiz başroldeki kahramanın gayet çekici bir kız olmasıydı.(Lara Croft) Bir de bu kişi bir insanın yapabildiği zıplama, tutunma, sürünme, yüzme gibi hareketleri yapabilince oyunun tutulmaması için hiç bir engel kalmamıştı. İlk versiyonunun büyük bir başarı elde etmesinin ardından ilk versiyona benzeyen fakat farklı mekanlarda geçen iki tane daha versiyon piyasaya sürüldü. Bu arada Tomb Raider ve Lara Croft da sanal bir üne kavuştu. Ve nihayet oyun severler uzun zamandır bekledikleri Tomb Raider 4 (The Last Revalation) oyununa 1999' un son günlerinde kavuştular.<br />
<br />
YETER ARTIK...<br />
<br />
     Merak etmeye başladım, acaba bu serüven ne zaman biter diye. Sanırım Eidos, bu serinin yüzlerce versiyonunu çıkarmaktan bile çekinmez. Ne de olsa oyun piyasanın bir numaralı Arcade adventure oyunu olmuş, neden arkasını kessinler ki? Tabii ki haklılar, ama...<br />
<br />
OYUNA GELİNCE...<br />
<br />
     Oyunumuzu biraz daha yakından inceleyelim. Oyunda eski versiyona nazaran pek de radikal değişikliklere rastlamak mümkün değil maalesef. Pek çok şey aynı kalmış. Lara yine eski Lara. Hatta saç biçimi bile aynı. Yeni çıkan bu versiyonda, Lara'nın yapabildiği hareketler arasına yerde sürünme de eklenmiş. Bir de oyun biraz daha korku öğesini ön plana çıkarıyor. Karanlık ve sessiz ortamlar, duvarlardaki ürkütücü kabartmalar vb. sizi hep tetikte olmaya zorluyor. Aynı filmlerdeki gibi oldukça heyecanlı ve ilgi çekici bir konuyla yüz yüzesiniz. Özellikle konu Mısır olunca gerilimin dozu biraz daha yüksek oluyor. Ayrıca, kız gerçeğe biraz daha yaklaştırılmış. Yakında monitörden çıkıp odamıza girecek herhalde...<br />
<br />
     Serinin daha önceki oyunlarında eğitim kısmı hep Lara'nın evinde geçmekteyken, The Last Revelation'da Lara'nın 16 yaşına geri dönüyoruz ve patronu Werner Von Croy ile birlikte Kamboçya'da ufak bir eğitim görevine katılıyoruz. Bu görevde, özellikle Tomb Raider ile yeni tanışanlar için, iyi bir temel eğitim alıyoruz. Bu bölümlerde yaptığınız veya yapamadığınız şeyler oyunun kalan 43 bölümünü etkilemiyor, ancak elbette buraları ölmeden geçmelisiniz. Oyunun diğer versiyonlardan en büyük farkı; çıkılan maceranın Mısır Piramitleri'nde geçiyor olması. Karşınıza yine pek çok düşman çıkacak. Bunların büyük bir çoğunluğu ölümsüzlük özelliği bulunan iskeletlerden oluşmakta. İskeletlerden kurtulmanın en kolay yolu Shotgun'la onları yere düşürüp, hemen oradan kaçıp gitmek. Ya da daha güçlü silahlar kullanmak. Fakat ne kadar güçlü silahlar kullanırsanız kullanın iskeletlerin ölümsüzlük özelliği bulunduğu için dört-beş saniye sonra diriliyorlar.<br />
<br />
     Oyunda seviye geçebilmek için oluşturulmuş bulmacalar, oyunu fazla zorlamıyor ama özellikle bazı geniş ve karanlık mekanlarda ne yapacağınızı bilemeden sağa sola koşturup durabilirsiniz. Bu da sizi oyundan fazlasıyla soğutuyor. Geriye iki seçenek kalıyor bunlardan biri hile ile bölüm geçmek, biri de oyunu yarım saatliğine kapatıp sakinleşmeniz. Bu arada Lara'nın kullandığı silahlar arasına yeni tüfekler ve roketatarlar da eklenmiş. Bu silahlarla Lara tam bir ölüm makinasına dönüşüyor. Ama rakipleri de küçümsememek gerekir tabii ki. Onlarda da en az sizinki kadar mükemmel silahlar bulunduğunu sakın unutmayın. Bunu aklınızın bir köşesine yazsanız iyi olur. Ayrıca oyunun bazı bölümlerinde motorsiklet'ten tutun jip'e kadar değişik taşıtlar da kullanabiliyorsunuz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[FIFA 09]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=17</link>
			<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 15:28:16 +0100</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=17</guid>
			<description><![CDATA[Oyun severlerin FIFA serisiyle ilk buluşması 1993 yılında, FIFA International Soccer ile gerçekleşmişti. Ülkemizde FIFA 94 olarak da bilinen bu oyun izometrik açı ile futbol sahasını oyun severlere sunmuş ve bu özelliği sayesinde oynanış rahatlığı açısından diğer rakiplerinin (Kick Off, European Club Soccer vb.) bir adım önüne geçmişti. Lakin oyunda sadece milli takımların yer alması ve gerçek oyuncu isimlerinin de bulunmaması bu oyunun büyük eksiklikleriydi. Üstüne üstlük aut atışlarının gol olması veya orta sahadan çekilen hemen hemen her şutun gol olması gibi oyunu etkileyecek çok büyük hataları da vardı bu ilk FIFA oyununun. Tüm bunlara rağmen bu oyun, oyun severler arasında çok sevildi ve daha sonra FIFA 95 çıktı.<br />
<br />
FIFA 95, ilk oyunla aynı oyun motoruna sahip olmasından dolayı, oyun severlere pek bir yenilik sunamamıştı. Oyuncu isimleri yine yoktu; fakat az da olsa kulüp takımı da vardı artık. FIFA 96’da kullanılan Virtual Stadium (Sanal Stadyum) teknolojisiyle birlikte artık FIFA serisi gerçek zamanlı 3D grafiklere geçiş yapıyordu. Bu oyunla birlikte artık oyuncular gerçek isimlerine ve mevkilerine kavuşmuşlardı. Ayrıca ilk kez transfer ve takım özelleştirme araçları da bu oyunda bulunmuştur.<br />
<br />
FIFA 97 ile grafikler daha da ilerlemiş; fakat oynanış ve oyun kalitesi bakımından seri gerilemişti. Bu oyunun seriye kazandırdığı tek şey ise, spiker kavramıydı. Artık yalnızca gollerde değil, maç boyunca bir spikerimiz vardı. Ayrıca bu oyunda salon futbolu da vardı; ama bu mod serinin diğer oyunlarında sürdürülmedi.<br />
<br />
Tam adı FIFA 98: Road to World Cup olan serinin sonraki oyunu, adından da anlaşılacağı gibi, FIFA serisinin ilk Dünya Kupası oyunudur. Oyunda, her sene olduğu gibi, yine grafikler iyileştirilmiş; oyunun menüsüne çeşitli yenilikler eklenmişti. Ayrıca bu oyunda 16 adet stadyum ve birçok lisanslı kulüp de bulunmaktaydı. Bu oyunla birlikte, FIFA serisi için artık 16-bit konsol devri de kapanmış oluyordu.<br />
<br />
1998 yılında çıkan serinin sonraki oyunu, oyuncular arasında bir efsane haline dönüştü. Hala çoğu FIFA oyuncusu, FIFA 99’u gelmiş geçmiş en iyi oyun olarak gösterir. Gerek zamanına göre oldukça iyi grafikleri (Hele serinin kendinden önceki oyununa göre kat kat iyi), gerekse oynanışı ile, piyasaya çıktığı vakit tüm futbol oyunu severlerin gönlünde taht kurmuştu. İçerdiği birçok lig veya oyunculara kendi kupa veya liglerini kurup o turnuvalarda mücadele etme imkanı sunması gibi, daha aklımıza gelmeyen birçok özellik içeriyordu bu oyun.<br />
<br />
Derken FIFA 2000 kabus gibi çöktü FIFA severlerin üzerine. Bu oyunda FIFA 99’daki gerçeklikten eser yoktu. Tuş kombinasyonu sadece iki tuşa indirgenmiş, oynanış açısından oyuncuya zevk vermeyen kolay bir oyun yaratılmıştı. Bu hayal kırıklığının ardından, FIFA 2001 ile seri kendini toparlasa da, bu oyundan sonraki gelen oyunların hep bir öncekini taklit etmesi (Grafik iyileştirmesi ve menü dışında) ve de 2003 yılında bilgisayar alemine de giriş yapan Pro Evolution Soccer serisinin de etkisiyle gözden düşen FIFA serisi, söylenenlere göre geçen yıl PS3’lerde tahtını PES serisinden geri almış. Fakat bilgisayarda hala PES serisine oranla oynanış ve verdiği zevk bakımından oldukça geride olan FIFA, bakalım bu yıl PES’i yakalayabilmiş mi?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oyun severlerin FIFA serisiyle ilk buluşması 1993 yılında, FIFA International Soccer ile gerçekleşmişti. Ülkemizde FIFA 94 olarak da bilinen bu oyun izometrik açı ile futbol sahasını oyun severlere sunmuş ve bu özelliği sayesinde oynanış rahatlığı açısından diğer rakiplerinin (Kick Off, European Club Soccer vb.) bir adım önüne geçmişti. Lakin oyunda sadece milli takımların yer alması ve gerçek oyuncu isimlerinin de bulunmaması bu oyunun büyük eksiklikleriydi. Üstüne üstlük aut atışlarının gol olması veya orta sahadan çekilen hemen hemen her şutun gol olması gibi oyunu etkileyecek çok büyük hataları da vardı bu ilk FIFA oyununun. Tüm bunlara rağmen bu oyun, oyun severler arasında çok sevildi ve daha sonra FIFA 95 çıktı.<br />
<br />
FIFA 95, ilk oyunla aynı oyun motoruna sahip olmasından dolayı, oyun severlere pek bir yenilik sunamamıştı. Oyuncu isimleri yine yoktu; fakat az da olsa kulüp takımı da vardı artık. FIFA 96’da kullanılan Virtual Stadium (Sanal Stadyum) teknolojisiyle birlikte artık FIFA serisi gerçek zamanlı 3D grafiklere geçiş yapıyordu. Bu oyunla birlikte artık oyuncular gerçek isimlerine ve mevkilerine kavuşmuşlardı. Ayrıca ilk kez transfer ve takım özelleştirme araçları da bu oyunda bulunmuştur.<br />
<br />
FIFA 97 ile grafikler daha da ilerlemiş; fakat oynanış ve oyun kalitesi bakımından seri gerilemişti. Bu oyunun seriye kazandırdığı tek şey ise, spiker kavramıydı. Artık yalnızca gollerde değil, maç boyunca bir spikerimiz vardı. Ayrıca bu oyunda salon futbolu da vardı; ama bu mod serinin diğer oyunlarında sürdürülmedi.<br />
<br />
Tam adı FIFA 98: Road to World Cup olan serinin sonraki oyunu, adından da anlaşılacağı gibi, FIFA serisinin ilk Dünya Kupası oyunudur. Oyunda, her sene olduğu gibi, yine grafikler iyileştirilmiş; oyunun menüsüne çeşitli yenilikler eklenmişti. Ayrıca bu oyunda 16 adet stadyum ve birçok lisanslı kulüp de bulunmaktaydı. Bu oyunla birlikte, FIFA serisi için artık 16-bit konsol devri de kapanmış oluyordu.<br />
<br />
1998 yılında çıkan serinin sonraki oyunu, oyuncular arasında bir efsane haline dönüştü. Hala çoğu FIFA oyuncusu, FIFA 99’u gelmiş geçmiş en iyi oyun olarak gösterir. Gerek zamanına göre oldukça iyi grafikleri (Hele serinin kendinden önceki oyununa göre kat kat iyi), gerekse oynanışı ile, piyasaya çıktığı vakit tüm futbol oyunu severlerin gönlünde taht kurmuştu. İçerdiği birçok lig veya oyunculara kendi kupa veya liglerini kurup o turnuvalarda mücadele etme imkanı sunması gibi, daha aklımıza gelmeyen birçok özellik içeriyordu bu oyun.<br />
<br />
Derken FIFA 2000 kabus gibi çöktü FIFA severlerin üzerine. Bu oyunda FIFA 99’daki gerçeklikten eser yoktu. Tuş kombinasyonu sadece iki tuşa indirgenmiş, oynanış açısından oyuncuya zevk vermeyen kolay bir oyun yaratılmıştı. Bu hayal kırıklığının ardından, FIFA 2001 ile seri kendini toparlasa da, bu oyundan sonraki gelen oyunların hep bir öncekini taklit etmesi (Grafik iyileştirmesi ve menü dışında) ve de 2003 yılında bilgisayar alemine de giriş yapan Pro Evolution Soccer serisinin de etkisiyle gözden düşen FIFA serisi, söylenenlere göre geçen yıl PS3’lerde tahtını PES serisinden geri almış. Fakat bilgisayarda hala PES serisine oranla oynanış ve verdiği zevk bakımından oldukça geride olan FIFA, bakalım bu yıl PES’i yakalayabilmiş mi?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Call of DUty]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=16</link>
			<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 15:27:17 +0100</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=16</guid>
			<description><![CDATA[Cephanenizi kontrol edin. Yorgun olduğunuzu biliyorum. Uzun bir çatışmaydı... Ama yeni gelen emirler doğrultusunda aşağıdaki köprüyü havaya uçurmamız gerekiyor. Takviye güç yok! Patlayıcıları ise oradan temin etmeyi umuyoruz... Beş dakika içerisinde harekete hazır olun!<br />
<br />
Futuristik atmosfere sahip FPS oyunlarından fazla hazzetmem. Birincisi genellikle hep yalnız takılırsınız. Dünyayı kurtaracak kişi rolüne soyunursunuz. İkincisi ya oluk oluk kan akıtacak kadar yaratık haklarsınız veya karanlık koridorlarda dolaşırken gerilir ve yaratık çıkmaması için dua edersiniz. Ne olursa olsun ortam hep yapaydır. Ve bu yapaylık rahatsız edicidir. Medal of Honor beni bu sıkıntıdan kurtaran bir oyundu. 2. Dünya Savaşı'nın en önemli anlarından biri bilgisayar ekranımdaydı: Normandiya Çıkartması... Gerçek bir olay ve gerçekten oradaymışsınız gibi hissettiren bir oyun. Omaha Beach bölümünü oynarken defalarca ölüp yeniden başlayıp, içimden devamlı "İnanılmaz, bu kadar gerçekçi olamaz!" dediğimi hatırlıyorum...<br />
<br />
Call of Duty, Infinity Ward'un ilk oyunu. Ama şirket çalışanları oldukça deneyimli. Ekibin büyük kısmı 2015 oyun firmasından geliyor. 2002'de oyun dünyasına damga vuran EA oyunu Medal of Honor: Allied Assault'un arkasında bu ekip vardı. Şimdi ise Call of Duty ile adeta gövde gösterisi yapıyorlar. Medal of Honor ve Call of Duty... Tahmin edebileceğiniz gibi birbirleriyle benzer oyunlar. Ama oyunu oynayınca şunu farkediyorsunuz: Call of Duty, Medal of Honor'dan kat kat üstün bir oyun!<br />
<br />
Sanıyorum, önce şundan bahsetmek gerekiyor. Medal of Honor'da -tabiri caizse- bize "Er Ryan'ı Kurtarmak" merkezli sinema tadında bir oyun sunan ekip, Call of Duty'de 2. Dünya Savaşını her yönüyle ekranlarımıza getirmeye çalışmış. Oyunda üç ayrı bayrak altında savaşıyoruz: Amerika, İngiltere ve Rusya. Konular belli yerlerde kesişse de genelde kendi eksenlerinde ilerliyor. Oyunun oynanış tarzı ve konu akışı ise oynadığımız ülkenin savaş stratejilerine göre değişiyor. Oyunda Medal of Honor'da da yer alan tank kullanma görevlerinin yanı sıra araba ve kamyon gibi araçlarla kaçtığımız görevlere de yer verilmiş. Ancak biz şoför koltuğunda değiliz. Genelde arabanın kaçmasına yardımcı olmak için düşman avlıyoruz. Araba sahnelerindeki görsellik göz kamaştırıcı. Heyecan katsayınızı oldukça yükseltiyor. Tüm bunların yanında, 2. Dünya Savaşı'na 3 farklı göz, 3 farklı karakter dolayısı ile 3 farklı tipte FPS oynama zevkini katması, Call of Duty'i FPS klasikleri arasına koymama yetti.<br />
<br />
Script destekli oyunun bir arcade olmadığını belirtmeliyim. Yani mermi yemeye başlarsanız ölürsünüz. Bazı bölümleri ise -özellikle Rus bölümleri- defalarca ölmeden bitiremiyorsunuz. Devamlı quick save almanız tavsiye olunur. Böyle dedim diye oyundan Rainbox Six serisi gerçekçiliği de beklemeyin. Her yer "medipack" kaynıyor. Dediğim gibi oyun script ağırlıklı. Ancak oyunun bir savaş oyunu olması, yapay zekanın kalitesi ve savaşın kaotik atmosferinin oldukça iyi yansıtılmış olması bu scriptleri görmezden gelmenize sebep oluyor. Script ağırlığını en çok kütük, inek, yıkıntı gibi siper almamız için özellikle yerleştirildiği çok belli olan cisimlerde hissediyorsunuz. Oyunun görevleri oldukça akıcı, birbiriyle bağlantılı. Verilen görevler 2. Dünya Savaşı'nda yaşanan olaylardan izler taşıdığı için oldukça gerçekçi. Oyunun konusu ve konunun işlenişi oyun için ciddi bir tarihsel araştırmaya girildiğini belli ediyor (Özellikle İngiliz ve Amerikan görevleri). Oyunun gerçekçiliğini arttıran bir diğer faktör ise devasa ve çok ayrıntılı hazırlanmış haritalar. Oyunda kah kırsallarda savaşıyoruz, kah şehir yıkıntıları arasında geziniyoruz. Yeri geliyor çamurlar içinde savaşıyoruz, yeri geliyor karla kaplı ormanda Nazi avlıyoruz. Oyunun ara demoları, brifingleri ve yükleme ekranları da gerçekçiliği pekiştiren diğer unsurlar. Özellikle yükleme ekranlarında görülen dokümanlar havaya girmemize oldukça yardımcı oluyor. Haritalar, karargahtan gelen emirlerin yazılı olduğu kağıtlar, fotoğraflar ve görevle ilgili karakterimizin aldığı notlar çok gerçekçi.<br />
<br />
Johny vs. Nazi?<br />
<br />
Call of Duty üstte bahsettiğimiz gibi 2. Dünya Savaşı'na pek çok farklı gözden bakıyor. Yani standart "Süper Amerikan askeri Johny vs Evil Nazi" olayını kısmen aşmış bir oyun. Ama yine de oyuna ABD ile başlıyoruz. Amerika kısmında D-Day'de düşman hatları arkasına inen efsanevi 101th Airborne Division'ın (Hava İndirme Tugayı) paratrooper takımından Er Martin olarak oynuyoruz. Oyunla ilgili temel eğitimimizi ABD bayrağı altında alıyoruz. Oldukça hoş ve esprili eğitimden sonra ilk görevimize çıkıyoruz. ABD görevleri diğer ülkelerin görevlerine göre daha hızlı bir oyun tarzı gerektiriyor. Normandiya çıkarmasını yapan kuvvetlere cephe gerisinden destek veren birlik olduğumuz için; hızlı bir şekilde kasabaları boşaltmamız, düşman askerlerini temizlememiz ve bölgeyi güvence altına almamız isteniyor. Oyun içi emirleri genelde üslerimizden -çavuş, teğmen- alıyoruz. ABD ile oynadığımız görevlerde bize küçük bir takım destek veriyor. Diğer oyunlarda ayak bağı olmaktan ileri gidemeyen takım arkadaşlarımız, bu oyunda görevlerini iyi yapıyorlar. Sizinle birlikte harekete geçip stratejik köşeleri ele geçiriyorlar. Tüm çevreniz düşmanla sarılmış bir halde iken makinalı tüfeğe geçerseniz, arkanızı kolluyorlar vs. Bazı zamanlar ise görüş alanınızı kapatıp sizin indirmeye çalıştığınız düşman askerinin son kurbanı oluyorlar. Böyle durumlarda yani önünüzde dikilirse kafasına dipçikle vurun. Genelde işe y@rıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cephanenizi kontrol edin. Yorgun olduğunuzu biliyorum. Uzun bir çatışmaydı... Ama yeni gelen emirler doğrultusunda aşağıdaki köprüyü havaya uçurmamız gerekiyor. Takviye güç yok! Patlayıcıları ise oradan temin etmeyi umuyoruz... Beş dakika içerisinde harekete hazır olun!<br />
<br />
Futuristik atmosfere sahip FPS oyunlarından fazla hazzetmem. Birincisi genellikle hep yalnız takılırsınız. Dünyayı kurtaracak kişi rolüne soyunursunuz. İkincisi ya oluk oluk kan akıtacak kadar yaratık haklarsınız veya karanlık koridorlarda dolaşırken gerilir ve yaratık çıkmaması için dua edersiniz. Ne olursa olsun ortam hep yapaydır. Ve bu yapaylık rahatsız edicidir. Medal of Honor beni bu sıkıntıdan kurtaran bir oyundu. 2. Dünya Savaşı'nın en önemli anlarından biri bilgisayar ekranımdaydı: Normandiya Çıkartması... Gerçek bir olay ve gerçekten oradaymışsınız gibi hissettiren bir oyun. Omaha Beach bölümünü oynarken defalarca ölüp yeniden başlayıp, içimden devamlı "İnanılmaz, bu kadar gerçekçi olamaz!" dediğimi hatırlıyorum...<br />
<br />
Call of Duty, Infinity Ward'un ilk oyunu. Ama şirket çalışanları oldukça deneyimli. Ekibin büyük kısmı 2015 oyun firmasından geliyor. 2002'de oyun dünyasına damga vuran EA oyunu Medal of Honor: Allied Assault'un arkasında bu ekip vardı. Şimdi ise Call of Duty ile adeta gövde gösterisi yapıyorlar. Medal of Honor ve Call of Duty... Tahmin edebileceğiniz gibi birbirleriyle benzer oyunlar. Ama oyunu oynayınca şunu farkediyorsunuz: Call of Duty, Medal of Honor'dan kat kat üstün bir oyun!<br />
<br />
Sanıyorum, önce şundan bahsetmek gerekiyor. Medal of Honor'da -tabiri caizse- bize "Er Ryan'ı Kurtarmak" merkezli sinema tadında bir oyun sunan ekip, Call of Duty'de 2. Dünya Savaşını her yönüyle ekranlarımıza getirmeye çalışmış. Oyunda üç ayrı bayrak altında savaşıyoruz: Amerika, İngiltere ve Rusya. Konular belli yerlerde kesişse de genelde kendi eksenlerinde ilerliyor. Oyunun oynanış tarzı ve konu akışı ise oynadığımız ülkenin savaş stratejilerine göre değişiyor. Oyunda Medal of Honor'da da yer alan tank kullanma görevlerinin yanı sıra araba ve kamyon gibi araçlarla kaçtığımız görevlere de yer verilmiş. Ancak biz şoför koltuğunda değiliz. Genelde arabanın kaçmasına yardımcı olmak için düşman avlıyoruz. Araba sahnelerindeki görsellik göz kamaştırıcı. Heyecan katsayınızı oldukça yükseltiyor. Tüm bunların yanında, 2. Dünya Savaşı'na 3 farklı göz, 3 farklı karakter dolayısı ile 3 farklı tipte FPS oynama zevkini katması, Call of Duty'i FPS klasikleri arasına koymama yetti.<br />
<br />
Script destekli oyunun bir arcade olmadığını belirtmeliyim. Yani mermi yemeye başlarsanız ölürsünüz. Bazı bölümleri ise -özellikle Rus bölümleri- defalarca ölmeden bitiremiyorsunuz. Devamlı quick save almanız tavsiye olunur. Böyle dedim diye oyundan Rainbox Six serisi gerçekçiliği de beklemeyin. Her yer "medipack" kaynıyor. Dediğim gibi oyun script ağırlıklı. Ancak oyunun bir savaş oyunu olması, yapay zekanın kalitesi ve savaşın kaotik atmosferinin oldukça iyi yansıtılmış olması bu scriptleri görmezden gelmenize sebep oluyor. Script ağırlığını en çok kütük, inek, yıkıntı gibi siper almamız için özellikle yerleştirildiği çok belli olan cisimlerde hissediyorsunuz. Oyunun görevleri oldukça akıcı, birbiriyle bağlantılı. Verilen görevler 2. Dünya Savaşı'nda yaşanan olaylardan izler taşıdığı için oldukça gerçekçi. Oyunun konusu ve konunun işlenişi oyun için ciddi bir tarihsel araştırmaya girildiğini belli ediyor (Özellikle İngiliz ve Amerikan görevleri). Oyunun gerçekçiliğini arttıran bir diğer faktör ise devasa ve çok ayrıntılı hazırlanmış haritalar. Oyunda kah kırsallarda savaşıyoruz, kah şehir yıkıntıları arasında geziniyoruz. Yeri geliyor çamurlar içinde savaşıyoruz, yeri geliyor karla kaplı ormanda Nazi avlıyoruz. Oyunun ara demoları, brifingleri ve yükleme ekranları da gerçekçiliği pekiştiren diğer unsurlar. Özellikle yükleme ekranlarında görülen dokümanlar havaya girmemize oldukça yardımcı oluyor. Haritalar, karargahtan gelen emirlerin yazılı olduğu kağıtlar, fotoğraflar ve görevle ilgili karakterimizin aldığı notlar çok gerçekçi.<br />
<br />
Johny vs. Nazi?<br />
<br />
Call of Duty üstte bahsettiğimiz gibi 2. Dünya Savaşı'na pek çok farklı gözden bakıyor. Yani standart "Süper Amerikan askeri Johny vs Evil Nazi" olayını kısmen aşmış bir oyun. Ama yine de oyuna ABD ile başlıyoruz. Amerika kısmında D-Day'de düşman hatları arkasına inen efsanevi 101th Airborne Division'ın (Hava İndirme Tugayı) paratrooper takımından Er Martin olarak oynuyoruz. Oyunla ilgili temel eğitimimizi ABD bayrağı altında alıyoruz. Oldukça hoş ve esprili eğitimden sonra ilk görevimize çıkıyoruz. ABD görevleri diğer ülkelerin görevlerine göre daha hızlı bir oyun tarzı gerektiriyor. Normandiya çıkarmasını yapan kuvvetlere cephe gerisinden destek veren birlik olduğumuz için; hızlı bir şekilde kasabaları boşaltmamız, düşman askerlerini temizlememiz ve bölgeyi güvence altına almamız isteniyor. Oyun içi emirleri genelde üslerimizden -çavuş, teğmen- alıyoruz. ABD ile oynadığımız görevlerde bize küçük bir takım destek veriyor. Diğer oyunlarda ayak bağı olmaktan ileri gidemeyen takım arkadaşlarımız, bu oyunda görevlerini iyi yapıyorlar. Sizinle birlikte harekete geçip stratejik köşeleri ele geçiriyorlar. Tüm çevreniz düşmanla sarılmış bir halde iken makinalı tüfeğe geçerseniz, arkanızı kolluyorlar vs. Bazı zamanlar ise görüş alanınızı kapatıp sizin indirmeye çalıştığınız düşman askerinin son kurbanı oluyorlar. Böyle durumlarda yani önünüzde dikilirse kafasına dipçikle vurun. Genelde işe y@rıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Max Payne]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=15</link>
			<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 15:24:46 +0100</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=15</guid>
			<description><![CDATA[Oyun hilelerini yazabilmek için öncelikle konsolu aktif hale getirmeniz gerekiyor. Bunu yapmanın iki yolu var. Birincisi oyunu komut satırından bir parametre ile başlatmak veya kısayolunda uygun değişikliği yapmak:<br />
<br />
maxpayne.exe -developer<br />
<br />
Kısayoldaki değişiklik ise şu şekilde olmalı:<br />
<br />
"C:\Program Files\Remedy\Max Payne\MaxPayne.exe" -developer<br />
<br />
Bunu yaptıktan sonra, oyun sırasında [F12&#93; tuşuna basarak konsolu açabilir, ve aşağıdaki kodları yazabilirsiniz:<br />
<br />
god - Ölümsüzlük<br />
mortal - God Mode kapanır<br />
coder - Ölümsüzlük ve tüm silahlar<br />
getallweapons - Tüm silahlar<br />
getinfiniteammo - Sınırsız cephane<br />
noclip - Duvarlardan geçin<br />
noclip_off - No Clipping Mode kapanır<br />
getbullettime - Otomatik BulletTime doldurma<br />
showfps - Ekran yenileme hızını gösterir<br />
getpainkillers - 8 PainKiller<br />
c_addhealth ( 100 ) - 100 sağlık<br />
jump# - Daha yükseğe zıplama (# yerine 10,20,30 yazın)<br />
SetWoundedState - Yaralanmış gibi yürüme<br />
SetNormalState - Normal yürüme<br />
<br />
Alabileceğiniz çeşitli silah ve nesneler:<br />
<br />
GetBaseballbat<br />
GetBeretta<br />
GetBerettaDual<br />
GetDualBeretta<br />
GetDesertEagle<br />
GetSawedShotgun<br />
GetPumpShotgun<br />
GetJackhammer<br />
GetIngram<br />
GetIngramDual<br />
GetDualIngram<br />
GetMP5<br />
GetColtCommando<br />
GetMolotov<br />
GetGrenade<br />
GetM79<br />
GetSniper<br />
GetHealth<br />
GetPainkillers<br />
GetBulletTime<br />
<br />
<br />
İYi oyunlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oyun hilelerini yazabilmek için öncelikle konsolu aktif hale getirmeniz gerekiyor. Bunu yapmanın iki yolu var. Birincisi oyunu komut satırından bir parametre ile başlatmak veya kısayolunda uygun değişikliği yapmak:<br />
<br />
maxpayne.exe -developer<br />
<br />
Kısayoldaki değişiklik ise şu şekilde olmalı:<br />
<br />
"C:\Program Files\Remedy\Max Payne\MaxPayne.exe" -developer<br />
<br />
Bunu yaptıktan sonra, oyun sırasında [F12] tuşuna basarak konsolu açabilir, ve aşağıdaki kodları yazabilirsiniz:<br />
<br />
god - Ölümsüzlük<br />
mortal - God Mode kapanır<br />
coder - Ölümsüzlük ve tüm silahlar<br />
getallweapons - Tüm silahlar<br />
getinfiniteammo - Sınırsız cephane<br />
noclip - Duvarlardan geçin<br />
noclip_off - No Clipping Mode kapanır<br />
getbullettime - Otomatik BulletTime doldurma<br />
showfps - Ekran yenileme hızını gösterir<br />
getpainkillers - 8 PainKiller<br />
c_addhealth ( 100 ) - 100 sağlık<br />
jump# - Daha yükseğe zıplama (# yerine 10,20,30 yazın)<br />
SetWoundedState - Yaralanmış gibi yürüme<br />
SetNormalState - Normal yürüme<br />
<br />
Alabileceğiniz çeşitli silah ve nesneler:<br />
<br />
GetBaseballbat<br />
GetBeretta<br />
GetBerettaDual<br />
GetDualBeretta<br />
GetDesertEagle<br />
GetSawedShotgun<br />
GetPumpShotgun<br />
GetJackhammer<br />
GetIngram<br />
GetIngramDual<br />
GetDualIngram<br />
GetMP5<br />
GetColtCommando<br />
GetMolotov<br />
GetGrenade<br />
GetM79<br />
GetSniper<br />
GetHealth<br />
GetPainkillers<br />
GetBulletTime<br />
<br />
<br />
İYi oyunlar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Seçmece Fıkralar]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=14</link>
			<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 17:29:18 +0200</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=14</guid>
			<description><![CDATA[Son Bir Test:<br />
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında. "Bunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi ?"demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına getirmişler. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve "Buyurun beyler, yiyiniz." demişler. Delillerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış,ötekisi araya girmiş,  "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"<br />
<br />
Havuz:<br />
Doktor akıl hastahanesine havuz yaptırmış. Deliler buna çok sevinmişler;o kadar sevinmişler ki hemen havuza dalmaya başlamışlar,360 dalanlar,balıklama dalanlar. Doktor hastalarının birinin yanına yanaşmış''Havuzu nasıl buldunuz ?''diye sormuş. Deli de çok beğendiklerini,havuzun harika olduğunu söylemiş. Doktor da ''İyii.Yarın da havuza su dolduracaaz.!!''demiş<br />
<br />
Delidir Ne Yapsa.....:<br />
İki deli hastaneden kaçmaya karar verirler gece olunca planı yapıp kaçarlar ve ertesi gün hastaneye tekrar dönerler arkadaşları sorar neden kaçtınızda tekrar geldiniz? Deliler cevap verir bugün provasını yaptık yarın kaçacağız derler...<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />)<br />
<br />
Kendini Fare Zanneden Hasta:<br />
Kendisini fare zannettiği için ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırılan adam, birkaç yıllık bir tedavinin ardından; iyice kendine gelmiş. Doktorlar, artık taburcu etmeyi düşündükleri hasta ile son bir görüşme yaparak,iyileştiğinden emin olmak istemişler. Adama sormuşlar: <br />
-"Söyle bakalım; sen insan mısın, fare misin?" Adam gülümsemiş: <br />
-"Doktor bey, o günleri geride bıraktım. Elbette ki ben bir insanım." Doktorlar, içleri rahatlayarak: <br />
-"Tamam o zaman, artık burada kalmana gerek kalmadı", demişler ve çıkış belgelerini uzatmışlar. Birkaç dakika sonra, gruptaki doktorlardan biri bahçeye çıktığında, adamı bir ağacın arkasına saklanır halde görmüş. <br />
-"N'oldu yahu? Sıkılmadın mı buradan, çıksana, git özgürlüğün tadını çıkar!" <br />
-"İyi de doktor bey, orada bir kedi var!" <br />
-"Eee, ne olmuş kedi varsa; hani sen artık bir fare olmadığını biliyordun?" <br />
-"Ya doktor bey, ben fare olmadığımı biliyorum da; kedi benim fare olmadığımı nereden bilecek?"<br />
<br />
Temelin Vasiyeti:<br />
Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu : <br />
- Yahu pizum Temel nasil öldi? <br />
- Kalpten cittu, dediler. <br />
- Vasiyetu filan var miydu? <br />
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu. <br />
- Cömdünüz mü? <br />
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Son Bir Test:<br />
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında. "Bunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi ?"demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına getirmişler. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve "Buyurun beyler, yiyiniz." demişler. Delillerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış,ötekisi araya girmiş,  "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"<br />
<br />
Havuz:<br />
Doktor akıl hastahanesine havuz yaptırmış. Deliler buna çok sevinmişler;o kadar sevinmişler ki hemen havuza dalmaya başlamışlar,360 dalanlar,balıklama dalanlar. Doktor hastalarının birinin yanına yanaşmış''Havuzu nasıl buldunuz ?''diye sormuş. Deli de çok beğendiklerini,havuzun harika olduğunu söylemiş. Doktor da ''İyii.Yarın da havuza su dolduracaaz.!!''demiş<br />
<br />
Delidir Ne Yapsa.....:<br />
İki deli hastaneden kaçmaya karar verirler gece olunca planı yapıp kaçarlar ve ertesi gün hastaneye tekrar dönerler arkadaşları sorar neden kaçtınızda tekrar geldiniz? Deliler cevap verir bugün provasını yaptık yarın kaçacağız derler...<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />)<br />
<br />
Kendini Fare Zanneden Hasta:<br />
Kendisini fare zannettiği için ailesi tarafından bir akıl hastanesine yatırılan adam, birkaç yıllık bir tedavinin ardından; iyice kendine gelmiş. Doktorlar, artık taburcu etmeyi düşündükleri hasta ile son bir görüşme yaparak,iyileştiğinden emin olmak istemişler. Adama sormuşlar: <br />
-"Söyle bakalım; sen insan mısın, fare misin?" Adam gülümsemiş: <br />
-"Doktor bey, o günleri geride bıraktım. Elbette ki ben bir insanım." Doktorlar, içleri rahatlayarak: <br />
-"Tamam o zaman, artık burada kalmana gerek kalmadı", demişler ve çıkış belgelerini uzatmışlar. Birkaç dakika sonra, gruptaki doktorlardan biri bahçeye çıktığında, adamı bir ağacın arkasına saklanır halde görmüş. <br />
-"N'oldu yahu? Sıkılmadın mı buradan, çıksana, git özgürlüğün tadını çıkar!" <br />
-"İyi de doktor bey, orada bir kedi var!" <br />
-"Eee, ne olmuş kedi varsa; hani sen artık bir fare olmadığını biliyordun?" <br />
-"Ya doktor bey, ben fare olmadığımı biliyorum da; kedi benim fare olmadığımı nereden bilecek?"<br />
<br />
Temelin Vasiyeti:<br />
Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu : <br />
- Yahu pizum Temel nasil öldi? <br />
- Kalpten cittu, dediler. <br />
- Vasiyetu filan var miydu? <br />
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu. <br />
- Cömdünüz mü? <br />
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Facebook Bağlar İ.Ö.O Grubumuz]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=13</link>
			<pubDate>Sun, 19 Oct 2008 18:49:04 +0200</pubDate>
			<dc:creator>GoR-CaM</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=13</guid>
			<description><![CDATA[<B>Arkadaşlar Sayemde <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Facebook'ta Grubumuz OLMUŞUTR... <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/richedit/smileys/YahooIM/21.gif" border="0" alt="[Resim: 21.gif&#93;" /> <br />
<br />
Adres İçin </B><font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!<B> <br />
<br />
Grubumuza uye olmak ıcın oncelıkle faceebok'a Üye olmanız gerekmektedir... (dili Türkçedir)Üye oLmak İçin </B><font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!<B> <br />
<br />
Üye Olmanızı ISRARLA İsteriz  <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><br />
<br />
</B>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<B>Arkadaşlar Sayemde <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> Facebook'ta Grubumuz OLMUŞUTR... <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/richedit/smileys/YahooIM/21.gif" border="0" alt="[Resim: 21.gif]" /> <br />
<br />
Adres İçin </B><font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!<B> <br />
<br />
Grubumuza uye olmak ıcın oncelıkle faceebok'a Üye olmanız gerekmektedir... (dili Türkçedir)Üye oLmak İçin </B><font color="blue">Linkleri Görebilmek Lütfen İçin Üye olun veya Giriş Yapın!!!<B> <br />
<br />
Üye Olmanızı ISRARLA İsteriz  <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /> <img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/biggrin.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Big Grin" title="Big Grin" /><br />
<br />
</B>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Moderatör olmak İsteyenlerin Dikkatine !!!]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=11</link>
			<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 20:23:59 +0200</pubDate>
			<dc:creator>GoR-CaM</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=11</guid>
			<description><![CDATA[<b>Moderatör Olmak İsteyen Arkadaşlar Buraya yazsınlar...<br />
NoT: Moderatörü olmak istediğiniz bölümde aktif olmalısınız<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Wink" title="Wink" /></b>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<b>Moderatör Olmak İsteyen Arkadaşlar Buraya yazsınlar...<br />
NoT: Moderatörü olmak istediğiniz bölümde aktif olmalısınız<img src="http://baglarforumu.ba.funpic.org/images/smilies/wink.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Wink" title="Wink" /></b>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Age of Empires 2]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=10</link>
			<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 20:17:07 +0200</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=10</guid>
			<description><![CDATA[ROCK ON = 1000 taş <br />
LUMBERJACK = 1000 tahta <br />
ROBIN HOOD = 1000 altın <br />
CHEESE STEAK JIMMY'S = 1000 yiyecek <br />
MARCO = Tüm haritayı açar <br />
POLO = Savaş gölgesini (fog of war) kaldırır <br />
AEGIS = Hızlı inşaat yapma <br />
NATURAL WONDERS = Doğayı kontrol etmeye yarar <br />
RESIGN = Görevi kaybedersiniz <br />
WOOF WOOF = Uçan köpekler<br />
FURIOUS THE MONKEY BOY = Küçük maymun<br />
HOW DO YOU TURN THIS ON = Cobra otomobili <br />
TO SMITHEREENS = Sabotajcı <br />
BLACK DEATH =Tüm düşmanlar yok olur <br />
I R WINNER = Görevi kazanmanızı sağlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ROCK ON = 1000 taş <br />
LUMBERJACK = 1000 tahta <br />
ROBIN HOOD = 1000 altın <br />
CHEESE STEAK JIMMY'S = 1000 yiyecek <br />
MARCO = Tüm haritayı açar <br />
POLO = Savaş gölgesini (fog of war) kaldırır <br />
AEGIS = Hızlı inşaat yapma <br />
NATURAL WONDERS = Doğayı kontrol etmeye yarar <br />
RESIGN = Görevi kaybedersiniz <br />
WOOF WOOF = Uçan köpekler<br />
FURIOUS THE MONKEY BOY = Küçük maymun<br />
HOW DO YOU TURN THIS ON = Cobra otomobili <br />
TO SMITHEREENS = Sabotajcı <br />
BLACK DEATH =Tüm düşmanlar yok olur <br />
I R WINNER = Görevi kazanmanızı sağlar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gta San Andreas Hileleri]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=9</link>
			<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 20:14:18 +0200</pubDate>
			<dc:creator>!KeReM!</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=9</guid>
			<description><![CDATA[LXGIWYL = 1. Silah seti<br />
KJKSZPJ = 2. silah seti<br />
UZUMYMW = 3. silah seti<br />
HESOYAM = Tam sağlık, zırh ve 250bin dolar<br />
OSRBLHH = Aranma durumunuza 2 yıldız ekler<br />
ASNAEB = Aranma durumunuzu kaldırır<br />
AFZLLQLL = Güneşli hava<br />
ICIKPYH = Çok güneşli hava<br />
ALNSFMZO = Bulutlu hava<br />
AUIFRVQS = Yağmurlu hava<br />
CFVFGMJ = Sisli hava<br />
YSOHNUL = Hızlı saat<br />
PPGWJHT = Hızlı oyun<br />
LIYOAAY = Yavaş oyun<br />
AJLOJYQY = Herkes birbirine saldırır<br />
BAGOWPG = Herkes size saldırır<br />
FOOOXFT = Herkes silahlı<br />
AIWPRTON = Rhino verir<br />
CQZIJMB = Banger verir<br />
JQNTDMH = Rancher verir<br />
PDNEJOH = Yarış arabası verir<br />
VPJTQWV = Yarış arabası verir<br />
AQTBCODX = Romero verir<br />
KRIJEBR = Strech<br />
UBHYZHQ = Çöpkamyonu verir<br />
RZHSUEW = Golf arabası verir<br />
CPKTNWT = Ekraftaki tüm arabalar patlar<br />
XICWMD = Görünmez araba<br />
PGGOMOY = Kolay kullanım<br />
SZCMAWO = İntihar<br />
ZEIIVG = Tüm ışıklar yeşil olur<br />
YLTEICZ = Sinirli sürücüler<br />
LLQPFBN = Tüm araçlar pembe olur<br />
IOWDLAC = Tüm araçlar siyah olur<br />
AFSNMSMW = Botlar uçmaya başlar<br />
BTCDBCB = Şişkoluk<br />
JYSDSOD = Maximum kas<br />
KVGYZQK = Kıyafetlerini çıkartır<br />
ASBHGRB = Çevredeki herkes Elvis olur<br />
BGLUAWML = Şehir sakinleri roket fırlatıcı ile saldırır<br />
CIKGCGX = Herkes mayoları ile dolaşmaya, güneşlenmeye başlar<br />
MROEMZH = Çeteler her yerde<br />
BIFBUZZ = Çeteler caddeleri kontrol eder<br />
AFPHULTL = Ninja kılıcı<br />
BEKKNQV = Mıknatıs<br />
BGKGTJH = Trafikteki araçların hepsi ucuz araçlardan oluşur<br />
GUSNHDE = Trafikteki araçların hepsi hızlı araçlardan oluşur<br />
RIPAZHA = Araçlar uçar<br />
JUMPJET = Savaş uçağı verir<br />
KGGGDKP = Hovercraft yaratır<br />
COXEFGU = Tüm arabaların nitrosu olur<br />
BSXSGGC = Dokunduğunuz arabalar havaya uçar<br />
XJVSNAJ = sürekli gece<br />
OFVIAC = Kavuniçi gökyüzü<br />
MGHXYRM = Fırtına<br />
CWJXUOC = Kum fırtınası<br />
LFGMHAL = Mega zıplama<br />
BAGUVIX = Sonsuz sağlık<br />
CVWKXAM = Sonsuz oksijen<br />
AIYPWZQP = Paraşüt<br />
YECGAA = Jetpack<br />
AEZAKMI = Asla aranmazsınız<br />
LJSPQK = 6 yıldızlı aranma seviyesi<br />
IAVENJQ = Mega Yumruk<br />
AEDUWNV = Asla acıkmazsınız<br />
IOJUFZN = İsyan<br />
MUNASEF = Adrenaline modu<br />
WANRLTW = Sonsuz silah<br />
OUIQDMW = Araba sürerken ateş edebilme<br />
THGLOJ = Az trafik<br />
FVTMNBZ = Trafikte kasaba araçları<br />
SJMAHPE = Herkes 9mm silahlı<br />
ZSOXFSQ = Kimsede silah yok<br />
OGXSDAG = sınırsız sorumluluk<br />
EHIBXQS = sınırsız sexapel<br />
VKYPQCF = Taksilere nitro verir<br />
NCSGDAG = Tüm silahları rahat kullanabilme<br />
VQIMAHA = Tüm araçların seviyesini en tepeye çıkartır<br />
OHDUDE = Helikopter verir<br />
AKJJYGLC = ATV verir<br />
AMOMHRER = Tanker verir<br />
EEGCYXT = Dozer verir<br />
URKQSRK = Planör verir<br />
AGBDLCID = Amerikan Traktörü verir<br />
ROCKETMAN = Jetpack<br />
ASNAEB = Aranma seviyesindeki yıldızları temizler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[LXGIWYL = 1. Silah seti<br />
KJKSZPJ = 2. silah seti<br />
UZUMYMW = 3. silah seti<br />
HESOYAM = Tam sağlık, zırh ve 250bin dolar<br />
OSRBLHH = Aranma durumunuza 2 yıldız ekler<br />
ASNAEB = Aranma durumunuzu kaldırır<br />
AFZLLQLL = Güneşli hava<br />
ICIKPYH = Çok güneşli hava<br />
ALNSFMZO = Bulutlu hava<br />
AUIFRVQS = Yağmurlu hava<br />
CFVFGMJ = Sisli hava<br />
YSOHNUL = Hızlı saat<br />
PPGWJHT = Hızlı oyun<br />
LIYOAAY = Yavaş oyun<br />
AJLOJYQY = Herkes birbirine saldırır<br />
BAGOWPG = Herkes size saldırır<br />
FOOOXFT = Herkes silahlı<br />
AIWPRTON = Rhino verir<br />
CQZIJMB = Banger verir<br />
JQNTDMH = Rancher verir<br />
PDNEJOH = Yarış arabası verir<br />
VPJTQWV = Yarış arabası verir<br />
AQTBCODX = Romero verir<br />
KRIJEBR = Strech<br />
UBHYZHQ = Çöpkamyonu verir<br />
RZHSUEW = Golf arabası verir<br />
CPKTNWT = Ekraftaki tüm arabalar patlar<br />
XICWMD = Görünmez araba<br />
PGGOMOY = Kolay kullanım<br />
SZCMAWO = İntihar<br />
ZEIIVG = Tüm ışıklar yeşil olur<br />
YLTEICZ = Sinirli sürücüler<br />
LLQPFBN = Tüm araçlar pembe olur<br />
IOWDLAC = Tüm araçlar siyah olur<br />
AFSNMSMW = Botlar uçmaya başlar<br />
BTCDBCB = Şişkoluk<br />
JYSDSOD = Maximum kas<br />
KVGYZQK = Kıyafetlerini çıkartır<br />
ASBHGRB = Çevredeki herkes Elvis olur<br />
BGLUAWML = Şehir sakinleri roket fırlatıcı ile saldırır<br />
CIKGCGX = Herkes mayoları ile dolaşmaya, güneşlenmeye başlar<br />
MROEMZH = Çeteler her yerde<br />
BIFBUZZ = Çeteler caddeleri kontrol eder<br />
AFPHULTL = Ninja kılıcı<br />
BEKKNQV = Mıknatıs<br />
BGKGTJH = Trafikteki araçların hepsi ucuz araçlardan oluşur<br />
GUSNHDE = Trafikteki araçların hepsi hızlı araçlardan oluşur<br />
RIPAZHA = Araçlar uçar<br />
JUMPJET = Savaş uçağı verir<br />
KGGGDKP = Hovercraft yaratır<br />
COXEFGU = Tüm arabaların nitrosu olur<br />
BSXSGGC = Dokunduğunuz arabalar havaya uçar<br />
XJVSNAJ = sürekli gece<br />
OFVIAC = Kavuniçi gökyüzü<br />
MGHXYRM = Fırtına<br />
CWJXUOC = Kum fırtınası<br />
LFGMHAL = Mega zıplama<br />
BAGUVIX = Sonsuz sağlık<br />
CVWKXAM = Sonsuz oksijen<br />
AIYPWZQP = Paraşüt<br />
YECGAA = Jetpack<br />
AEZAKMI = Asla aranmazsınız<br />
LJSPQK = 6 yıldızlı aranma seviyesi<br />
IAVENJQ = Mega Yumruk<br />
AEDUWNV = Asla acıkmazsınız<br />
IOJUFZN = İsyan<br />
MUNASEF = Adrenaline modu<br />
WANRLTW = Sonsuz silah<br />
OUIQDMW = Araba sürerken ateş edebilme<br />
THGLOJ = Az trafik<br />
FVTMNBZ = Trafikte kasaba araçları<br />
SJMAHPE = Herkes 9mm silahlı<br />
ZSOXFSQ = Kimsede silah yok<br />
OGXSDAG = sınırsız sorumluluk<br />
EHIBXQS = sınırsız sexapel<br />
VKYPQCF = Taksilere nitro verir<br />
NCSGDAG = Tüm silahları rahat kullanabilme<br />
VQIMAHA = Tüm araçların seviyesini en tepeye çıkartır<br />
OHDUDE = Helikopter verir<br />
AKJJYGLC = ATV verir<br />
AMOMHRER = Tanker verir<br />
EEGCYXT = Dozer verir<br />
URKQSRK = Planör verir<br />
AGBDLCID = Amerikan Traktörü verir<br />
ROCKETMAN = Jetpack<br />
ASNAEB = Aranma seviyesindeki yıldızları temizler]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Need For Speed Carbon]]></title>
			<link>http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=8</link>
			<pubDate>Sat, 18 Oct 2008 20:13:29 +0200</pubDate>
			<dc:creator>turhan23</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://baglarforumu.ba.funpic.org/showthread.php?tid=8</guid>
			<description><![CDATA[Oyun hilesi :<br />
Oyunun ilk açılış ekranında, ana menüyü yüklemeden önce aşağıdaki kodları girin ve ardından tıklayarak ya da enter tuşuna basarak devam edin:<br />
<br />
canyonalltheway - Bütün araçlar.<br />
shinycarsarethebestcars - Chrome arabaları.<br />
5grand5grand - Castrol Cash.<br />
friendlyheadlocksapplied - Sınırsız Crew Charge.<br />
nosforeverever - Sınırsız NOS.<br />
slowitdownwhenyouwant - Sınırsız SpeedBreaker.<br />
givemethechargersrt8 - 2006 Dodge Charger SRT8.<br />
givemethedb9 - 2005 Aston Martin DB9.<br />
chasingheadlocksappliedrashtalk - Mazda Dealership.<br />
speed3foryou - Mazda Speed3.<br />
watchoutthebigtruckishere - Quick Race Modunda Çöp kamyonu.<br />
bigredfiredrive - Quick Race Modunda İtfaiye aracı.<br />
trashtalking - Quick Race Modunda Tank.<br />
guesswhoisback - Quick Race Modunda Cross Corvette Z06.<br />
chasingmobile - Quick Race Modunda Corvette Z06 Interceptor.<br />
cooperlogofreeforyou - Cooper Tire Logo.<br />
pharrellvinylgogo - Pharrell etiket.<br />
lotsoffreevinyls - NFS Carbon özel etiketi.<br />
lotsoffreelogos - NFS Carbon etiketi.<br />
syntecskin - Castrol Syntec etiketi.<br />
inthezoneskin - Autozone etiketi.<br />
<br />
Buyrun arkadaşlar hayrını görün]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oyun hilesi :<br />
Oyunun ilk açılış ekranında, ana menüyü yüklemeden önce aşağıdaki kodları girin ve ardından tıklayarak ya da enter tuşuna basarak devam edin:<br />
<br />
canyonalltheway - Bütün araçlar.<br />
shinycarsarethebestcars - Chrome arabaları.<br />
5grand5grand - Castrol Cash.<br />
friendlyheadlocksapplied - Sınırsız Crew Charge.<br />
nosforeverever - Sınırsız NOS.<br />
slowitdownwhenyouwant - Sınırsız SpeedBreaker.<br />
givemethechargersrt8 - 2006 Dodge Charger SRT8.<br />
givemethedb9 - 2005 Aston Martin DB9.<br />
chasingheadlocksappliedrashtalk - Mazda Dealership.<br />
speed3foryou - Mazda Speed3.<br />
watchoutthebigtruckishere - Quick Race Modunda Çöp kamyonu.<br />
bigredfiredrive - Quick Race Modunda İtfaiye aracı.<br />
trashtalking - Quick Race Modunda Tank.<br />
guesswhoisback - Quick Race Modunda Cross Corvette Z06.<br />
chasingmobile - Quick Race Modunda Corvette Z06 Interceptor.<br />
cooperlogofreeforyou - Cooper Tire Logo.<br />
pharrellvinylgogo - Pharrell etiket.<br />
lotsoffreevinyls - NFS Carbon özel etiketi.<br />
lotsoffreelogos - NFS Carbon etiketi.<br />
syntecskin - Castrol Syntec etiketi.<br />
inthezoneskin - Autozone etiketi.<br />
<br />
Buyrun arkadaşlar hayrını görün]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>